Açık Hava Meyhaneleri

Türk Meyhaneleri

Fasıllı Meyhaneler

Yunan Meyhaneleri

Canlı Müzikli Meyhaneler

Ankara Meyhane

Ankara Meyhane

"Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un. Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde"

Yukarıdaki dizeleri birçoğumuz çok iyi biliyor. Zira son derece bilinen, sevilen bir Türk Sanat Müziği eseri. Keza Hüner Çoşkuner'den, Nesrin Sipahi'ye kadar ünlü Türk Sanat Müziği sanatçılarının da söylediği bir şarkı.

Dahası Ankara meyhane kültüründe, ama fasıl heyetinde, ama radyodan, ama eski taş plaklarda en çok çalan ezgilerden. Zaten gerek Ankara'da gerek başka kentlerde meyhane kültürü deyince insanı dibine kadar vurduran ezgiler akla gelmiyor mu? İnsan belki de bir akşam, dünyanın başka bir yerinden kendinden kilometrelerce uzak bir kırık aşkı, bir yarım kalan ezgiyi tamamlamak için meyhaneye gitmiyor mu kimi zaman?

Aslında meyhane Ankara'da olsun ya da dünyanın bir diğer ucunda tam olarak insanların özünde efkâr dağıtmak için gittiği yerler. İnsanlar içlerinde biriken tüm yaşanmışlıkları ya da yaşanmamışlıkları unutmak için gidiyorlar biraz da bu tür yerlere ve işin doğasında biraz da böylesi bir durum var.

Meyhaneleri, restoranlar, gazinolardan ayıran en temel fark belki de tam olarak bu. Evet, pek çok mekânda canlı müzik, hatta Türk sanat müziği parçaları çalıyor ama onlara meyhane denmesi olası değil zira meyhane başka bir olgu ve şekil, sunum itibarıyla diğer benzer alanlardan ciddi anlamda farklılıklar gösteriyor.

Bir kere meyhane kültüründe ana yemek yok. Yani konuyu biraz daha açmak gerekirse bu tür yerlere giderek ki bir Türk meyhanesi bile olsa kuru fasulye, pilav yiyemezsiniz. Çünkü tabiri caiz ise işin raconunda böyle bir durum yok.

Bu tür yerlerde Ankara'da gittiğiniz yerlerde de göreceğiniz üzere, meze denilen soğuk, hafif yiyecekler var ama hafif denilince o kadar basite alınmamalı zira aralarında topik gibi, Çerkez tavuğu gibi yapımı oldukça yetenek isteyen, yapımı zor lezzetler var. Zaten bu lezzetlerin çoğunun sıradan bir restoranda bulunma olasılığı da yok.

Ankara meyhane kültüründe mezelerin sınırsız olması işin en güzel taraflarından. Rakı'dan şaraba kadar her içkiye eşlik edecek bir meze var ve dahası gittiğiniz yerlerde işinin erbabı, sizin hangi mezeyi tüketmeniz gerektiği biçimde doğru biçimde yönlendiren personeller var ki, bu da işin en güzel tarafı.

İçki demişken hazır bu konuya da biraz açıklık getirmek gerekir ise meyhane demek şarkılar, türküler dışında elbette içki demek ama burada da bar kültürü ile meyhane kültürünün birbirine hiç benzemediğinin altını çizmek gerekir. Meyhane çok daha çakır keyif, çilingir sofralarının kurulduğu, daha halktan, topluca gidilen yerlerdir. Çalınan müziklerden, yiyeceklere kadar hiçbir şey birbirine benzemez. O yüzden meyhane ortamı başka bir ortamıdır ve özellikle ilerleyen yaşlarda kendini demlemeye bırakan insanlar için ideal olan yerlerdir. Kafanıza göre özgürce şarkılara eşlik edebilirsiniz, herkes sizin gibidir orada. Statülerin önemi yoktur. İstediğiniz gibi takılabilirsiniz ve sonuçta da kendinizi iyi hissederek, belki de eski sevgiliye selam çakarak çıkarsınız. Olamaz mı? Olabilir tabi ki.

En iyi Meyhaneler Ankara

En iyi Meyhaneler Ankara

İnsan denen canlı özünde bakıldığında doğadaki diğer canlılardan yani hayvanlardan ve bitkilerden çok daha komplike, çok daha karmaşık olan bir varlık. En temelinde insan düşünen, sorgulayan, üreten ve kendi kendine yetebilen bir canlı.

Ama insan olmanın düşünmenin, sorgulamanın da kendince getirileri ve götürüleri var. İnsan denen varlık başta da belirtildiği gibi komplike bir varlık olduğundan, yaşam denen bu sonunun ne zaman biteceğini bilemediği yolculukta ölümlü olmasının da getirdiği bir durum itibarıyla egolarının olması, mutlu olmak istemesi, arada eğlenmek istemesi de son derece normal. Bilinç bu sonuçta ve ölüm bilinmez bir muamma.

Eğlence deyince de elbette herkesin eğlenme anlayışı farklı. Kimi bir gece kulübünde, kimi bir barda, kimi bir birahanede, kimi meyhanede kimi ise sadece evinde dinlenmeyi tercih edebiliyor.

Meyhaneler diğer ortamlar ile kıyaslandığında biraz daha farklı olan, kendisine has tarzı, ekolü olan, işin içinde kendince bir kültürü bile olan yerler ki Ankara bu konuda tam bir cennet gibi. Yani en iyi meyhaneler Ankara'da denilse abartı ve yanlış olmaz.

En iyi meyhaneler neden Ankara'da sorusunun yanıtını vermeden önce belki de en iyi meyhaneler nasıldır sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Bu konuda verilebilecek yanıt belki de çok uzun ama biz yine de üzerinden kısaca ana hatları ile geçelim dilerseniz.

En iyi olmanın elbette kendince belli başlı kuralları var ki, bu kuralların bir kısmı genel eğlence mekânlarının tamamında aranması gereken özellikler iken, bir kısmı sadece meyhanelerde olması gereken kriterler:

Hadi o zaman bu kriterleri sıralayalım:

  • Öncelikle elbette ilk sırada hijyen geliyor. Hijyen iyi bir işletme için en temel kural. İster salaş bir meyhane olsun, ister daha modern kesinlikle hijyenden ödün verilmemiş bir yer olmalı. Temizlik son derece önemli. Olmazsa olmaz!
  • Gelelim bir diğer önemli ve aranması gereken özelliğe, her kültürün kendisine özgün meyhane kültürü var. Örnek vermek gerekir ise Rum meyhaneleri farklı, Yunan meyhaneleri farklı, Türk meyhaneleri farklı. Böyle olunca da gidilen meyhane, hangi kültüre ait ise o kültürün özelliklerini taşımalı ve içinde bar, gece kulübü bir hava olmamalı, meyhane ortamını kesinlikle yansıtmalı. Karma bir meyhane de iyi meyhane olarak adlandırılamaz. Yani kavram karmaşası yaşanmamalı.
  • Gelelim bir diğer önemli konuya, meze konusu. Meyhane mezesiz olmaz zaten meyhane demek eşittir meze demek olduğundan masaya gelen mezeler, hem taze, hem kaliteli malzemeden yapılan, hem de gidilen meyhanenin kültürüne uygun olan mezeler olmalı.
  • Ya müziklere ne demeli? Eğer siz bir Türk meyhanesine gidiyorsanız ve burada caz müziği çalışıyor ise çok iyi bir caz parçası bile işin doğasına bu müzik aykırı olduğundan diğer özellikleri karşılasa da en iyi meyhaneler arasında sayılamaz.
  • Ortam da son derece önemli, güler yüzlü hizmet anlayışı, kişinin kendisini burada rahat hissetmesi, masaya oturulduğunda insanların sık boğaz edilmemesi dikkat edilmesi gereken diğer faktörler.
İşte yukarıdaki özelliklerin tamamını karşılayan doğru adresler için Ankara meyhanelerinden birisine gitmeniz yeterli.

Rum Meyhanesi Ankara

Rum Meyhanesi Ankara

Anadolu'nun tam ortasında yer alan Ankara bu topraklarda yaşayan farklı kültürlere de eşlik etmiş çok özel bir kent ve neredeyse yüzlerce yıl bu topraklar üzerinde farklı kültürler yaşamış durumda ki, bu kültürlerden birisi de, uzun yıllar Anadolu'nun hemen her yerinde yaşayan Rumlar.

Özellikle İç Anadolu'da Kayseri, Nevşehir, Aksaray gibi kentlerde yoğunluklu olarak yaşamış olsalar hatta oralarda kiliseler, yerleşim merkezleri kurmuş bile olsalar Ankara'da da Rum kültürü izlerine rastlamak mümkün.

Günümüze gelindiğinde ise az sayıda da olsa Rumların Ankara'da yaşadığını görüyoruz ki bu da karşımıza Rum meyhanesi olarak adlandırılan mekânları çıkarıyor. Ama gidenlerin de çok iyi bildiği bir şeyi burada bir kere daha tekrar etmek gerekirse Rum meyhanesi Ankara'da sadece azınlık olarak kalan Rumların gittiği yerler değil, kendisine has bir kültürü olan Rum Meyhanesi Türklerin de gittiği, yıllarca beraber yaşamanın da getirdiği, kültürlerin iç içe geçmesinin yarattığı durum nedeniyle, yabancı olmadığı bir meyhane ortamı.

Yunan meyhanesi ve Türk meyhanesi ile kıyaslandığında Rum meyhanesi mezeler açısından diğer meyhanelere göre kısmen de olsa farklılıklar gösteren bir yer. Zira Rum mezelerine baktığımızda taze ürünlerin kullandığı, tüm mezelerin günlük olarak yapıldığı, baharatların ise ölçülü olarak kullanıldığı bu mezelerin farkını ortaya çıkarıyor ki, bu mezelerin çoğu Rum mutfağının olmazsa olmaz lezzetlerinden ve bazıları bizim mutfağımıza da girmiş bulunuyor. Ankara'daki meyhanelerde de görüleceği üzere bilinen Rum mezelerinin bazıları şunlar: İstifno otu mezesi, saganaki, ahtapot salatası, ülkemiz meze kültürüne de giren zeytinyağlı iç bakla ezmesi yani nam-ı diğer fava, yine ülkemiz meyhanelerinde de sıkça tercih edilen babagannuş bilinen Rum mezeleri.

Ama Rum meyhanesi deyince akla sadece mezeler gelmemeli zira meyhane kültürü sadece mezelerden ibaret değil, işin içinde bir de müzik olayı var ki, Rumlar tarihin en eski medeniyetlerinden birisi olduğu için kendisine has çok özgün Rum ezgilerinin olduğunu da zaten biliyoruz. Nasıl bizim meyhanelerimizde ağırlıklı Türk sanat müziği eserleri çalınıyor ise bu kültürün meyhanelerinden hangisine giderseniz gidin kendi özgün geleneksel müziklerinin çalındığını görürsünüz. Güzel ezgilerdir, gittiğinizde kendinizi kaptırırsınız zaten.

Zaten Ankara'da yer alan Rum meyhaneleri alanında en iyi örneklerin görüldüğü mezesinden, müziğine, içkisinden, iç tasarımına kadar kendinizi bu kültürün içinde bulacağınız ve adeta başka bir iklime ışınlanmış gibi hissedeceğiniz olan yerler. İçki demişken Rumlar ne içiyor derseniz, onun da yanıtını hemen verelim, kendilerine has bir rakıları ve özel içkilerinin olduğunu ama detaylı bilgi almak için Ankara meyhanelerinde bu deneyimi bizzat yaşamanız gerektiğini belirtelim.

Belki baştan işin sürprizi kaçmasın diye söylemedik ama bizi meyhane kültürü ile tanıştıran da elbette bu toprakların en eski medeniyetlerinden olan Rumlar. O yüzden Ankara'nın kendisine has ama salaş, ama biraz daha modern olan bir mekanına gittiğinizde Rumların tüm yaşanmışlıklarının ayak izlerini bulabilir ve muhteşem bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Salaş Meyhane Ankara

Salaş Meyhane Ankara

Bazen Murphy yasaları işler hayatımızda, hoş kimin işlemez ki, hayat dümdüz bir çizgi değildir, Hoş öyle olsa insanoğlu monotonluktan sıkılabilir. O yüzden kimi zaman işlerin istediğimiz gibi gitmemesi iyidir. Hayatımıza adrenalin, heyecan katar.

Zaten hayat da biz plan yaparken başımıza gelenler değil midir? Her şeyi bilsek, kontrol etsek yine de böylesi zevk alabilir miyiz? Boşuna dememiş atalarımız " Her şerde bir hayır vardır" diye hoş bizi bunu o anlar yaşarken idrak edemesek de her seferinde bu sözün özlü ve gerçek bir söz olduğuna kanaat getiririz aslında değil mi?

İşte öyle canımızın çok sıkkın olduğumuzu, belki çocuğumuza, belki patrona, belki kocamıza, belki sevgili karımıza canımız sıkkın olduğunda bize çoğunlukla en iyi gelecek şeyin biraz içip, efkâr dağıtmak için meyhane, özellikle salaş meyhane olmasını tercih ederiz. Zaten Ankara'da pek çok semtte ama salaş, ama normal meyhane bulmak mümkün. Birinin Ankara il sınırları içinde size iyi geleceği de kesin gibi.

Girersiniz Ankara'da salaş meyhane ortamına ve müziğin ve alkolün etkisiyle üzerinizde yer alan tüm negatif enerjilerden, tüm kötü anıların etkisinden kurtularak rahatlarsanız.

Neden özellikle çok efkârlı anlarda salaş meyhaneye gitmeli sorusunun yanıtını vermeden önce, bilmeyen henüz meyhane ortamını hiç yaşamamış olanlara bir dip not bilgisi vermek gerekir ise meyhane sözcüğü dilimize Farsçadan giren bir sözcüktür ve kelime anlamı olarak bakıldığında yemekli ve müzikli içkili eğlence mekânıdır. Yemek olarak ise ağırlıklı meze bulunur.

Ankara ya da başka bir kentte meze olayı meyhanenin türüne göre farklılıklar gösterir. Örneğin Rum meyhanelerindeki mezeler ile yakın kültür olmasına rağmen Yunan mezeleri bile birbirine benzemez. İşte bu yüzden gidilen meyhanelerde salaş olsun veya olmasın mezelerine ve bir de elbette çalınan müziklere göre değişir.

Örneğin Türk meyhane kültüründe ağırlıklı olarak çalan müzik Türk sanat müziğidir ve bu kimi zaman fasıllar ile ut çalan üstatlar ile ya da plaklar, radyolardan çalan eski Türk sanat müziği ezgileridir. Bu tür yerlerde Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, elbette Zeki Müren dinlemek mümkündür.

Ama Yunan Meyhanelerine bakıldığında müzikler biraz daha değişir. Sirtaki ağırlıklı olarak bu tür mekânlarda öne çıkar. Greek song bu tür mekânların olmazsa olmazları arasındadır.

Meze dediğimiz şey ise ağırlıklı zeytinyağlı olarak yapılan soğuk ve hafif yiyeceklere verilen isimdir. Kavun, beyaz peynir, çiğ köfte, borani, çoban salatası, humus, Çerkez tavuğu ülkemizin önemli mezeleridir örneğin.

Baştaki soruya tekrar dönecek olursak insanlar neden özellikle salaş meyhaneye gider sorusunun yanıtı aslında sözcüklerin kendi içinde saklıdır. Adı üstünde salaştır. İnsanlar buralarda kafalarına göre, çok daha özgürce takılabilir. Kimse kimseye rahatsızlık vermez. Son derece rahat olan ortamlardır. Tüm bunların yanında ortam olarak da çok daha sıcak mekanlar olup Ankara adeta bir salaş meyhane cennetidir.

Türk Meyhanesi Ankara

Türk Meyhanesi Ankara

Her toplumun kendine has kuralları gelenekleri, örf ve adetleri var ve toplumları bir arada tutan değerlerin başında da biraz da bu ortak yaşanmışlıkların getirdiği değerler yatıyor.

Her toplumun ne kadar ileri düzeyde olursa olsun kendisine ait bir ruhu, bir duruşu ve o toplum ile öne çıkan değerleri çok fazla kavram olabiliyor.

Fransa örneğine baktığımızda ilk sırada moda, estetik, güzellik gibi kavramlar akla gelirken, İtalya denince ise yemek, moda ve tarih kokan kentleri geliyor değil mi?

Türk kültürü açısından bakıldığında ise yabancıların deyimi ile Türkiş kebap, lokum ve Türk meyhanesi ilk anda öne çıkan değerler.

Ankara'da bulunan birçok diplomat ile Türk kültürünü tanımak ve değişik bir deneyim yaşamak için meyhanesi nasıldır, Yunan, Rum meyhanesi ile Türk Meyhanesi arasında ki fark nedir diye bu tür yerleri doğal olarak görmek istiyor.

Zaten bakıldığında yakın kültürel değerler taşıyor Türk, Yunan ve Rum meyhanesi. Çalınan müzikler, mezeler açısından birkaç farklılık var o kadar.

İşte kebap, lokum ve meyhane noktasından yola çıktığımızda görüyor ki Türk toplumu eğlence anlamında ciddi bir birikime sahip ve Ankara tam da bu noktada sınırsız seçeneğin olduğu, Türk meyhanesi deyince akla en iyilerin geldiği, ün yapmış, yıllardır kalitesinden ödün vermeden ayakta kalan mekânların olduğu bir kent ki, Ankara'da yaşayanlar olarak bu noktada kendimizi çok şanslı hissetmemiz mümkün.

Ama bilmeyenler için Ankara meyhaneleri ve genelde meyhaneler hakkında biraz bilgi vermek gerekirse ki bilenler açısından da bilgi tazelemenin bir zararı olmayacağı gerçeğinden yola çıkarak şunlar bir çırpıda söylenebilir:

  • Türk meyhanelerinin en olmazsa özellikleri başında çok özel mezeler gelir ve meyhaneler içkili mekanlar olduklarından Türk toplumunun da ağırlıklı olarak meyhanelerde içtiği içki Rakı olduğu için rakının yanına yakışan mezeler seçilmelidir. Kavun, beyaz peynir, kırmızı köz biber kızartması, şakşuka, tarator, kestaneli köz patlıcan, topik ( ki Ermeni kültüründen Türk kültürüne geçen bir mezedir ), pastırmalı humus, zeytinyağlı fava, patlıcan salatası, elbette midye tava.
  • Ama eğer ısrarla ben rakı sevmem falan diyor gittiğiniz meyhanede entelektüel yanınızı da göz önüne çıkararak şarap tercih ediyorsanız orada da basit bir kural var. Şarabın rengine göre meze seçimlerini tercih etmelisiniz. Bu ne demek derseniz, beyaz şarap için ona uygun renklerdeki mezeler, kırmızı renkte ise ona uygun mezeler seçerseniz bu alanda ne kadar derin bir bilgiye sahip olduğunuzu gözler önüne serebilirsiniz.
  • İlla bu kurallar şart mı, ben kafama göre takılacağım derseniz eh o da sizin tercihiniz ve bizim bu noktada Ankara'da hangi mekânda olursa olsun diyebileceğimiz bir şey yok.
  • Gelelim müzik olayına, bu tür yerlerde Türk sanat müziği çaldığı malum. Türk meyhanesi deyince klasik Türk musikisi dışında bir şey düşünmek haksızlık olur, işin temel kuralı bu. Ki salaş ya da modern meyhanelerin bazılarında canlı müzik, fasıllar olduğu günler de oluyor ki, gitmeden belki bunlara da bakmanız ve hangisi size en çok uyuyorsa ona göre gitmenizde fayda var değil mi?

Yunan Meyhanesi Ankara

Yunan Meyhanesi Ankara

Meyhane ortamı başka hiçbir ortama benzemez. Barlara, birahanelere, gazinolara benzemez ve zaten dilimize yabancı bir sözcük olarak giren meyhane, son derece kendisine has olan ortamlardır ve her ülkenin, her toplumun kendi gerçekliğinden yola çıkarak oluşan ortamlardır.

Dünyanın neresine giderseniz menüleri farklı olsa bile restoranlar birbirine benzer, keza birahaneler ve gece kulübü gibi olan yerlerde ama örneğin Türk meyhanesi Ankara'da ya da başka bir yerde Yunan meyhanesi ile birbirine benzemez.

Bu konuyu biraz daha açtığımızda meyhane sözcüğünün içeriğine detaylı olarak bakmak gerekir icabında. Zira Ankara'da yer alan Yunan Meyhanesi özellikle Yunan kültürüne hitap eden özellikler taşır iken benzer durum Ankara'da yer alan ya da dünyanın başka bir noktasında yer alan Türk meyhanesi için de geçerlidir.

Meyhane ortamlarında her meyhanenin kendine özel müzikleri çalarken, ortam düzenlemeleri birbirine benzese de, mezeler açısından da ciddi farklılıklar vardır. Zaten meyhane sözcüğünün temel anlamı: Yemekli ve müzikli içkili eğlence mekânıdır ama burada işin püf noktası yemek yani meze ve içilen içkinin türüne göre değişir.

O yüzden de insanlar kendi zevklerine, kendi kültürlerine göre meyhaneleri seçer ve ona uygun olarak eğlenmeye giderler. Zira her meyhanede aynı şekilde eğlenilecek diye bir kural yoktur ve işin ritüelleri ciddi anlamda farklılıklar gösterir.

Yunan Meyhanesi deyince karşımıza çıkan temel özellikler şunlardır:

Ankara'da gidenlerin çok iyi bildiği üzere Yunan meyhanesi deyince akla ilk gelen elbette Yunan müzikleridir ki insanlar bazen sırf bu müzikleri en güzel biçimde dinleyebilmek için bu tür mekânlara giderler. Yunan meyhanesi için Rebetiko müziği olmazsa olmazdır. Aslında Rebetiko ezgileri bize yabancı değil zira doksanlı yıllarda Yeni Türkü bizi bu tarz ezgilerin Türkçe sözlü olanları ile tanıştırmıştı. Bilmeyenler açısından söylemek gerekirse Rebetiko canlı cıvıl cıvıl Akdeniz ezgileridir. Ama biz Yunan meyhanesi deyince aklımıza hemen Sirtakiyi getiriyoruz ki, bunda da çok haksız sayılmayız çünkü Yunan kültürünün başköşesinde sirtaki yer alıyor. Gidip bir Yunan meyhanesinde kim sirtaki yapmak istemez ki, hatta Fedon falan da olsa fena olmaz ama Ankara'da yer alan Yunan meyhanelerinde en az Fedon kadar işine hâkim şarkıcıları dinlemek ve bir taraftan sirtaki yaparken bir taraftan Yunan ezgilerinde günü demlemek, anı yakalamak, başka kültürün sokak aralarında dolaşmak mümkün.

Gelelim mezelere aslında Türk kültürüne yakın bir kültür olduğundan Yunan mezeleri de Akdeniz mutfağından izler taşıdığından benzer mezelere farklı isimler ve/veya ufak değişiklikler ile denk gelmek mümkün. Ama yine de ünlü Yunan mezelerini sıralamak gerekir ise skordaki, özel Yunan mezesi, mezedes ilk anda söylenebilecek olan mezeler. Mezeler hem sıcak hem de soğuk olabiliyor ve ağırlıklı olarak sarımsak ve yoğurt kullanılıyor.

İşte özetle mezesi ile müziği ile bir Yunan gecesi yaşamak istiyorsanız, bir farklılık yakalamak Ankara Yunan meyhaneleri sizi en özel ve en özgün biçimde tıpkı Yunanistan immişçesine ağırlamak için bekliyor.